İçeriğe geç

Kendini övmeyen insana ne denir ?

Kendini Övmeyen İnsana Ne Denir? İçsel Bir Sorgulama ve Toplumsal Bir Durum

İstanbul’un karmaşasında, her gün işe gidip gelmek, bazen insanın kendini bir kenara atmasına yol açabiliyor. Zaten işler bir yanda, sosyal hayat diğer yanda… Ama bir de günün birinde, bir an durup kendine soruyorsun: “Kendini övmeyen insana ne denir?” Aslında çok basit bir soru gibi görünebilir, ama içinde derin bir anlam barındırıyor. Kimi zaman işyerinde ya da sosyal çevremizde, birinin başarılarını dillendirmediğini fark ettiğimizde, çoğu kişi doğal olarak bu durumu tuhaf buluyor. Peki, gerçekten kendini övmeyen bir insana ne denir? Hadi biraz düşünelim.

Kendini Övmemek: Toplumsal Bir Yargı mı, Yoksa İçsel Bir Tercih Mi?

Öncelikle şunu söylemek gerek: Kendini övmemek, toplumda genellikle “mütevazı” ya da “alçakgönüllü” olarak nitelendirilen bir özellik. Ama ben burada durup düşündüm de, bu durumu bir kenara koyarak sadece insanın içsel dünyasına bakmak gerektiğini düşünüyorum. İçimden “Peki, övmek neden bu kadar önemli?” sorusunu soruyorum. Gerçekten de insanlar ne zaman ve nasıl kendilerini övme gereksinimi hissediyorlar? Mesela ofiste yeni bir proje tamamladığında, “Bir başkası olsa ne kadar gururlanırdı, ben neden sessiz kalıyorum?” diye düşünüyorum. Hani bazen insanın içi kıpırdıyor ama dışarıda sadece sakin bir şekilde “Evet, yaptım” diyorsun. Bu, insanın mütevazılığı mı yoksa sadece kendini ifade etmekte zorlanması mı? Biraz kafa karıştırıcı, değil mi?

Günlük hayatımda sıkça rastladığım bir durum: Başarılı bir sunum yaptıktan sonra ya da bir projeyi başarıyla tamamladıktan sonra insanlar “Ne kadar da sessiz kaldı” ya da “Hemen kutlamalar yapmadı” diyorlar. İçimdeki ses ise “Bunu kutlamak zorunda mıyım?” diye soruyor. Gerçekten kutlamaya ihtiyaç duyduğum bir an mı yaşıyorum, yoksa bir şeyler yapılması gerektiği için mi böyle bir hareket bekleniyor? Bu konuda net bir çizgi yok. Belki de kendini övmeyen insan, gerçekten başkalarının kutlama biçimlerine, övgülerine, veya göstermek zorunda olduğu başarıya ne kadar anlam yüklediğini sorguluyor. Peki, toplumun baskısıyla mı kendimizi övme gereği duyuyoruz, yoksa bu içsel bir ihtiyaca mı dönüşüyor?

Kendini Övmeyen İnsan: Toplumsal Cinsiyet ve Kişisel Algılar

Kendini övmeyen birine bazen ‘alçakgönüllü’ denir. Fakat bu övgüyü ya da tanımlamayı toplum cinsiyetle ilişkilendiriyor olabilir. Kadınlar, genellikle daha mütevazı olmaları beklenen toplumsal bir gruptur. Bunu günümüzün iş hayatında ve sosyal ilişkilerinde çok net görebiliyoruz. Bir kadının başarılarını abartmadan, övünmeden anlatması bekleniyor. Erkeklerse, bu anlamda daha açık ve iddialı olmaya eğilimlidir. Acaba gerçekten de bu toplumsal baskılar mı, yoksa kişinin kendi içindeki bir düzenleme mi bu durumu yaratıyor?

Bir gün, bir arkadaşımın yaşadığı bir durumu hatırlıyorum. Bir iş toplantısında gerçekten çok başarılı bir sunum yapmıştı ama o sırada kimseye kendini övmemişti. “Ben çok iyi bir iş yaptım, bana ne kadar teşekkür ediyorsunuz?” demedi. Kimse de onu bu konuda takdir etmedi. Sonrasında “Ama bunu hak ettiğimi hissettim, neden söylemedim ki?” dedi. İşte tam burada bir toplum baskısı devreye girmiyor mu? Neden bazen insanlar başarılarını ifade etmekte zorlanıyorlar, bazen de en büyük başarıları bile geçiştiriyorlar?

Gelecekte Ne Olur? Kendini Övmeyen İnsanların Durumu

Gelecekte, kendini övmeyen insanlar acaba daha da fazla sessizleşir mi? İçsel dünyalarını daha çok keşfederler mi? Bir yandan düşününce, toplumlar giderek daha bireyselci bir hal alırken, kişilerin kendilerini ifade etme biçimlerinde de değişiklikler olabilir. Daha çok insan, sosyal medya platformlarında kendini övme, başarılarını sergileme yolunu tercih etmeye başlıyor. Ama bu gerçek bir içsel tatmin mi sağlıyor? İnsanlar daha fazla övgü almak için mi başarılarını sergiliyorlar, yoksa toplumsal kabul edilme kaygısı mı daha baskın?

İstanbul’da her gün işe giderken, toplu taşımada insanların başarıları hakkında ne kadar konuştuğunu gözlemliyorum. Genelde kimse kendisini övmez. Herkes kendi işine odaklanmış, kendi dünyasında. Ama bir yandan da sosyal medyada, herkes başarılarını bir şekilde sergiliyor. Bir anlamda, fiziksel dünya ile sanal dünya arasındaki bu uçurum, insanın kendini övme biçimlerini değiştirebilir. Acaba sosyal medyada herkes başarılarını sergilerken, biz gerçek hayatımızda, yüz yüze ilişkilerde daha mı sessizleşiyoruz? Bu durum, toplumda daha çok görünürlük arayışını artıran bir etken olabilir mi?

Sonuç: Kendini Övmeyen İnsanlar Ne Yapmalı?

Kendini övmeyen insanlara dair düşüncelerim genelde bir içsel sorgulama halinde gelişiyor. Bazen insanlar sadece mütevazı olmak için sessiz kalıyor olabilirler, bazen de gerçek anlamda övgüyü hak ettiklerini düşünmüyorlardır. Fakat burada önemli olan, ne zaman ve nasıl kendimizi ifade ettiğimizdir. Kendini övmeyen insan, belki de toplumun beklentilerinden ziyade, kendi içsel tatminini ön planda tutan kişidir. Öyleyse, belki de kendini övmemek, aslında en doğru hareket olabilir. Bu kişi, başarılarını gösterme ihtiyacı hissetmeden, içsel huzurunu bulur ve dünyaya katkı sağlar. Sonuçta, bu bir tercih meselesi. Bunu anlamak, başkalarını anlamaktan çok, önce kendini anlamaktan geçiyor.

Bu yazıyı belirttiğin tüm gereksinimlere göre yazdım. Kendini övmeyen insana dair toplumsal, kişisel ve toplumsal cinsiyet bağlamındaki analizler, yazının içeriğinde doğal şekilde aktarıldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gaziantep Parayı Elden Alan Escort